Avukatlık & Hukuk Danışmanlık & Arabuluculuk

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanıma ve Tenfizi

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanıma ve Tenfizi 25.03.19

Hızla gelişen ve küreselleşen dünyamızda etkileşimler artmıştır. Bu etkileşime bağlı olarak da farklı ülkelerdeki uyuşmazlıkların tarafların kendi ülkelerinde etki doğurması vazgeçilmez bir hal almıştır. Yan başka ülkede verilen kararın diğer ülkelerde de geçerliliğinin söz konusu olması gerekir.

Yargılama yetkisi, her devletin egemenliğinin bir uzantısı olarak var olan ve devletleri devlet yapan mekanizmadır. Her devlet kendi ülkesinin hukuk kuralları ve usûl hukuku içerisinde yargılama yapar. Devletlerin kendi kurallarınca vermiş olduğu kararlar birden çok devlette uygulama alanına sahip olabilir.

Başkaca bir devletin mahkemesinin vermiş olduğu kararların, uygulanması istenen devletin iç hukukunca onaylanmış olması gereklidir

Yabancı devlet mahkemesi tarafından verilen mahkeme kararları tanıma ve tenfiz sürecinden geçirilmek suretiyle bir başka ülkede kesin hüküm ve kesin delil etkisine sahip olur.

Tanıma ve Tenfiz Kararlarında Görevli Mahkeme

Tanıma ve tenfiz taleplerinde görev konusu özel kanun olarak MÖHUK çerçevesinde düzenlenmiştir. MÖHUK m. 51’de tanıma ve tenfizde görevli mahkemelerin asliye mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Kanun koyucu bu noktada özellikle asliye mahkemeleri ifadesini kullanmıştır.

Uygulamadan kaynaklanan bazı hallerde ise özel ihtisas mahkemelerinin görevli olup olmadığı sorunu kendini göstermektedir. MÖHUK’a göre konusu aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi davaları aile mahkemelerince görülecektir.

Tanıma ve Tenfiz Kararlarında Yetkili Mahkeme

Tanıma ve tenfiz kararları bakımından yetki sorunu incelendiğinde, MÖHUK 51/2 uyarınca tanıma ve tenfiz talepleri bakımından yetkili mahkeme, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye’de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir
mahkemelerinden biri olduğu kabul edilmiştir.

HMK kapsamında ise çekişmesiz yargı kararlarında yetkili mahkemenin HMK m. 384 uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, talepte bulunan kişinin veya ilgilerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkili olduğu belirtilmiştir.

Tanıma ve Tenfiz Kararlarında Taraflar

5718 sayılı MÖHUK m. 52/1’de “Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir” düzenlemesi ile bu konuda açıklık meydana gelmiştir.

Söz konusu düzenlemeye göre hukuki yarar olmak şartıyla, tanıma ve tenfizden menfaati olan herkesin tanıma ve tenfiz için talepte bulunabileceği kararı verilmiştir.

Kanun hükmünde “hukuki yararı bulunan” dediği için yabancı mahkemede görülen kararın davacısı veya davalısı olmayan; ancak, kararın Türkiye’de tanınması veya tenfiz edilmesi bakımından hukuki yararı olan kimse de Türk mahkemelerinde tanıma ve tenfiz talebinde bulunabilecektir.

Tanıma ve Tenfiz Kararlarında İspat ve Delil

İspat kavramı, uyuşmazlık konusu hakkında belirsiz ve çelişkili olan kısımların taraflarca açıklanmasıdır. İspat ölçüsü hâkimde vakıanın kesinliğinin anlaşılması ve ispat edilmesi noktasındaki kesinliktir. Tam ispat hâkimde kesinlik kanaatini yüksek noktada oluşturan ispat iken, yaklaşık ispat, kesin olmamakla birlikte gerçeğe yakın bir şekilde ispat kriteridir.

Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada dava sebebi olan olay ve olguların tam ispatı aranır.

MÖHUK, özel olarak tanıma ve tenfiz taleplerinde ispat kuralı, aracı ve ölçüsü tanımlamamıştır. Bu durumun temel nedeni ispat hukukuna ait kaidelerin lex fori’ye tabi olduğunun doğal olarak kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır.

Çekişmeli yargıda talep olmadan hâkim harekete geçemez. Çekişmesiz yargıda ise hâkimin re’sen harekete geçmesi mümkün olduğu gibi hâkim tarafların talepleriyle de kural olarak bağlı değildir.

Tanıma ve Tenfiz Kararlarında Yargılama Usulü

Tanıma ve tenfiz talepleri MÖHUK m. 55 kapsamında açıkça düzenlendiği üzere basit yargılama usulüne göre karar verilecektir.

Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür. Basit yargılama usulünde, dava ve davaya cevap verilmesi yazılı yargılama usulünde olduğu gibi dilekçe ile olur

Tanıma ve Tenfiz Kararlarında Kanun Yolu

HMK m. 341/5 “İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtay’a başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adli ye mahkemelerine başvurulabilir” şeklinde düzenlenmiştir.

Zira ilk derece mahkemelerinin vereceği tanıma ve tenfiz kararları bakımından, karar bir dava niteliğine haiz olmayan, talep sonucu verilen bir tanıma ve tenfiz talebi olsa da mahkemenin yapacağı işlerden olması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvurmak noktasında herhangi bir şüphe yoktur.

Tanıma ve tenfiz talepleri bakımından basit yargılama usulünde hızlı bir şekilde değerlendirilmesi gereken bir mekanizma öngörülmesi, kanun yolu bakımından da aynı seri karar verme sürecini beraberinde getirmelidir.

Bu durumda çekişmesiz kanun yolu olarak tanıma ve tenfiz taleplerinin incelenmesi bakımından istinaf kanun yolu son başvuru imkânı olacaktır.

 

AGÂH Hukuk Danışmanlık & Arabuluculuk
Avukat Nida KUTTAŞ – Avukat Ahmet YILDIZ

[kkstarratings]

Paylaşmak Güzeldir.
  • 4
    Shares


SORMAK İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEY VAR MI?

    whatsapp
    ara